Bilgi İşçisinin Verimliliği

  • Bilgi İşçisinin Verimliliği
  • El İşçisinin Verimliliğinin İlkeleri
  • El İşçisinin Verimliliğinin Geleceği
  • Bilgi işçisinin verimliliği hakkında ne biliyoruz?
  • Görev Nedir?
  • Sabit Sermaye Olarak Bilgi İşçisi
  • Teknoloji Uzmanları
  • Sistem Olarak Bilgi İşi
  • Peki Nasıl Başlamalı
  • Şirketin Yönetimi


20. yüzyılda yönetimin en önemli ve gerçekten eşsiz katkısı imalatta el işçisinin verimliliğini 50 kat arttırmasıdır. (1900-2000 yılları arası. Yönetimden kasıt üretime getirilen farklı bakış açısı ve yöntemlerdir.)

Yönetimin 21.yüzyılda yapması gereken en önemli katkı da benzer şekilde, bilgi işi ve bilgi işçisinin verimliliğini arttırmak olacaktır.

20.yüzyıl şirketinin en değerli varlığı üretim donanımıydı. 21. yüzyıl kurumunun en değerli varlığı bilgi işçileri ve onların verimlilikleri olacaktır.

El İşçisinin Verimliliği

Yüzlerce hatta binlerce yıl boyunca el işçisi ki bu çiftçilik hayvancılık gibi işleri içine alır, şairler yazarlar tarafından konu olarak işlenmiştir ama onlara bu romansal yaklaşımın dışında akılcı ve analizci ilk bakış ancak son yüzyılda yapılmıştır. El işçiliği ve işçileri hakkında bir çok yazı yazan Karl Marx bile onları hiç seyretmemiş, bir makinaya bir kez bile dokunmamıştır.

Bunları ilk yapan, yani önce el işçisi olarak çalışıp sonra el işçiliğini analiz eden ilk kişi Frederick Winslow Taylor (1856-1915) olmuştur.

Taylor’ın incelemelerinden sonra zamanla el işçisinin verimliliği 50 kat artmıştır.

El İşçisinin Verimliliğinin İlkeleri:

İlk adım işe bakmak ve işi oluşturan hareketleri analiz etmektir. Her hareketi fiziksel eforu kapsadığı süreyi kaydetmek. Gerekli olmayan hareketleri çıkarmak. Ürünü çıkarmak için gerekli minimum hareketleri en basit yapacak şekilde tasarlamak ve sıraya koymak. Son olarak, hareketleri yapmaya yarayan aletleri yeniden tasarlamak.

Bu şekilde binlerce yıldır kullanılan aletlerin yanlış tasarlandığı anlaşılmıştır. Örneğin Taylor’un incelediği dökümhanede kum taşınan kürekte durum buydu. Küreğin şekli, boyutları ve sapı yanlıştı.

Taylor metoduna iş analizi veya iş yönetimi demiştir. 20 yıl sonra bu “Bilimsel Yönetim” olarak adlandırılmıştır. II.Dünya savaşından sonra ABD ve Japonya’da Endüstri Mühendisliği Almanya’da “Rasyonelleştirme” olarak bilinmeye başlanmıştır.

Bilimsel Yönetim veya Endüstri Mühendisliği dünyaya en çok yayılan Amerikan Felsefesi olmuştur. (Peter F.Drucker’ın çok şaşırdığım cümlelerinden biri)

II. Dünya savaşında hem Almanya’nın hem Amerika’nın başarısı Taylor’ın prensiplerinin eğitime uygulanmasına dayanıyordu.

Gelişmiş ülkelerde mücadele artık el işçisini verimli kılmak yönünde değildir. Bunun nasıl yapılacağı öğrenilmiştir. Mücadele bilgi işçilerini verimli kılmak yönündedir. Ülkelerin zenginliği onların verimine bağlıdır.

BİLGİ İŞÇİSİNİN VERİMLİLİĞİ HAKKINDA NE BİLİYORUZ?

Bilgi işçisinin verimliliği üzerinde çalışmalar yeni başlamıştır. Bu konuda 2000 yılı itibari ile el işçisi verimliliğinde 1900’lerde olduğumuz noktadayız. Yine de yanıtlarını bildiğimiz çok fazla şey var.

Bilgi işçisinin verimliliğini 6 temel faktör belirler.

  • Bilgi işçisinin verimliliği “Görev nedir” sorusunu sormamızı ister.
  • Bilgi işçisi kendi verimliliğinden kendi sorumludur ve kendini yönetmek durumundadır. Özerkliği olmalıdır.
  • Sürekli yenilik görev ve sorumluluğunun bir parçasıdır.
  • Bilgi işi sürekli öğrenme ve öğretmeyi gerektirir.
  • Bilgi işçisinin verimliliği sadece ürettiği şeyin miktarı ile ölçülmez. Kalite de en az o kadar önemlidir.
  • Bilgi işçisinin verimliliği ona maliyetten ziyade varlık (asset) olarak bakılmasını gerektirir. Onun verimliliği kurum için çalışmayı tüm diğer fırsatlara seçmesini gerektirir.

Bu gereklerden her biri (belki sonuncusu hariç) el işçisinin verimliliğini gerektiren şartların tam zıddıdır.